27 Ağustos 2010 Cuma

Falsolu kulun cennete firavunsal yaklaşımı

Balkondayım.Altımda yine anacığımın kendi elleriyle yaptığı fi tarihinden kalma ki bu 82 kışı ya da yazına bile dayanabilir minderin üstünde oturuyorum.Önümde duvar duvarın üstünde de demir parmaklıklar var.Aralarından dolunay göz kırpıyor fazla güneş ışığına maruz kalmaktan sararmış solmuş bir halde.Lamba sönük.Alt kattaki komşunun iftara gelen misafirleri sepetleyip evdeki karışıklığı düzeltmeden önceki sigara çekişlerini dinliyorum.Ve fark ettirmiyorum yukarıda olduğumu.Farketse perdelerine zarar verirde yine balkonda içmez.Burası kayseri.Biliyorum.
Kendime dönüyorum sonra.İçimdeki sivil savaşa.Çoğundan gazi çıkıyorum ve cennet garanti olsa da korkuyorum şehit olmaktan.Gözlerimi açıyorum sonra.Annemin ayakları yanıbaşımda.Geri kapatıyorum.Evet cennetteyim.Sağol tanrım diyorum biliyordum.
Sonra muhabbete başlıyoruz kendisiyle.Bu fenerin hali ne olacak tanrım diyorum.Gülüyor.Dua mı etmeliyim istediklerim için yoksa yüzüne mi söylemeliyim yüzsüzlük edercesine.Sen diyor ve de senin gibiler benim falsolu kullarımsınız.Susuyoruz sonra.Bu ne demek?Bilmiyorum.
Sonra bir sivrisinek yaklaşıyor inceden saz havasında.Ve izin veriyorum kulağımdan içeri girmesine.Gözlerimi açıyorum.Sadece çok şükür tanrım diyebiliyorum.İçimdeki sivil savaş bitiyor.Ve ben artık düşünmüyorum.Hiçbir şeyi.
Kafamı kaldırıyorum.Annemin ayakları.Cennetteyim.Biliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder